İbrahim Yılmaz: “Arena’daki finali hayal ediyorum”

İstanbul Büyükşehir Belediyespor altyapısından yetişen, U15’ten itibaren ay-yıldızlı formayı giyen, 16 yaşında Süper Lig tecrübesi yaşayan ve geleceğine umutla bakılan bir golcü o. Şimdi U20 Millî Takımımızın formasını giyiyor ve Haziran ayında ülkemizde düzenlenecek U20 Dünya Kupası’nı iple çekiyor. Bu büyük turnuvada oynayabilmek için İstanbul BBSK’dan ayrılıp daha çok süre alacağı Darıca Gençlerbirliği’ne gitmesi de ona yaradı. 15 maçta 12 gol atan genç yıldız adayı, U20 Dünya Kupası’nda ev sahibi olmanın avantajını en iyi şekilde kullanacaklarını düşünüyor.

Röportaj: Selim Şakarcan

İbrahim bize biraz kendinden, ailenden ve futbola nasıl başladığından bahseder misin?

6 Şubat 1994’te İstanbul’da doğdum. Aslen Giresunluyuz, dört kardeşiz, bir kız kardeşim, iki de erkek kardeşim var. Annem ev hanımı, babam taksici. Her çocuk gibi kendimi bildim bileli futbol oynardım. Hiperaktiftim, yerimde duramazdım, hep dışarı çıkıp top oynamak isterdim. Hiçbir maçı kaçırmazdım, futbola aşıktım diyebilirim. Futbola eğitim anlamında başlamam ise 10 yaşımdayken Beşiktaş Futbol Okulu’nda oldu. Yarım sezon orada devam ettim. Dedem Beşiktaşlı olduğu için Beşiktaş Futbol Okulu’na başlamama vesile oldu. Beni antrenmanlara hep o götürdü. Yarım sezon sonra bizim eve çok uzak olduğu için ve bazı sıkıntılar nedeniyle devam edemedim. Daha sonra okul takımıyla bir turnuvaya katıldık. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un altyapı antrenörleri de maçımızı izlemeye gelmişti. Beni beğenmişler ve sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a transfer oldum. 11 yaşımdan beri yaklaşık 7 senedir orada oynuyorum. Beni futbola dedem başlatsa da kariyerimde en az dedem kadar babamın da büyük emeği var. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’daki özellikle ilk yıllarımda karlı, yağmurlu havalarda dahi her antrenmanıma geldi. Bana hep destek oldu, beni hiç yalnız bırakmadı. Tabii ki annem ve kardeşlerim de bana her zaman destek oluyor.

Futbola başladığın yıllarda beğendiğin bir futbolcu var mıydı?

O dönemde Türkiye’de zaten bir tane forvet vardı. Karakteri ile golcülüğü ile Hakan Şükür’ü beğenirdim. Ben de hep forvet oynadığım için, Hakan Şükür’ü örnek alırdım. Bugün için sorarsanız idolüm Falcao.

U20 Millî Takımı’ndaki arkadaşların arasında takımında en çok oynayan oyunculardan birisin ve 12 golle Spor Toto 3.Lig’de en çok gol atan oyuncusun.

Evet, bu sezon 1 maçta cezalıydım. Onun dışında oynadığım 15 maçta 12 gol attım.

Uzun yıllardır Millî Takımlarda oynuyorsun. İlk olarak ne zaman çağırıldığını hatırlıyor musun?

U15 Millî Takımı’nın Riva’da seçmeleri vardı. İlk etapta 49 kişilik kadroya seçildim ve ara kampa katıldım. Ara kamp sonrasında da kadroya alındım. Seçildiğimi söylediler ve Portekiz kampı için işlemlerim yapılmaya başlandı. İlk defa Millî Takım kampına gideceğim için çok sevinçliydim. Kadronun açıklandığı gün bir baktım ki, yokum. Bir anda deli gibi ağlamaya başladım. Dedem beni antrenmandan almaya gelmişti. Arabada dönerken ben ağlıyorum, dedem bana “Neden ağlıyorsun?” diye bağırıyor. Dedem o gün daha çok çalışmamı, daha çok hırs yapmamı ve bir gün Millî Takım’a seçileceğimi söyledi. Bir sonraki kampa, Mardan Stadı’nda oynanan Rusya maçlarının kampına çağrıldım. Sonra da aralıksız tüm kamplara katıldım.

U17 Millî Takımı ile İngiltere’de düzenlenen özel bir turnuvaya katılmıştınız. İngiltere ile oynanan ve 2-2 biten karşılaşmada iki gol atmıştın. Senin için önemli bir maç olduğunu düşünüyorum.

İngiltere’ye karşı oynamak bizim için çok önemliydi. Stada gittiğimizde heyecanımız artmıştı. Maçı izlemeye birçok taraftar gelmişti. Türk taraftarlar da vardı. Maçtan önce Abdullah Ercan Hocamız, “Burası futbolun beşiği ise siz bu beşiği sallamaya geldiniz” demişti. Biz de o heyecan ve istekli oyunumuzla maça çok iyi başlamıştık. Benim iki golümle 2-0 öne de geçtik ve ilk yarı öyle bitti. Gol kaçtığında, Premier Lig maçı izlerken çıkan ses çıkıyordu. Çok farklı bir atmosfer vardı. İkinci yarı iki gol yedik ve maç 2-2 bitti ama bizim için iyi bir tecrübe olmuştu. İngiltere’ye iki gol attığım için ayrıca çok mutlu olmuştum. Kariyerimdeki en önemli goller ve maçlardan biriydi diyebilirim.

Süper Lig’de ilk maçını ise Abdullah Avcı teknik direktörünüzken Manisaspor’a karşı oynadın…

Evet, 16 yaşındaydım ve çok heyecanlıydım. Abdullah Hoca, “Isınmaya çık” dedi, ben de ısınmaya gittim. Isınırken Abdülkadir Kayalı abi oyuna gireceğimi ve heyecanlanmamamı söyledi. Ben de “Nasıl heyecanlanmam abi, daha 16 yaşımdayım” dedim. Daha sonra Abdullah Hoca beni çağırdı ve oyuna girdim. Heyecanıma rağmen çok da sırıtmadım, iyi mücadele ettim.

Abdullah Avcı’nın A Millî Takım Teknik Direktörü olması senin için büyük bir şans.

Kesinlikle, hem benim için hem de Cenk için çok büyük bir şans. Bizi yıllardır çok yakından tanıyor ve çok iyi biliyor. Bizimle çok ilgilenmişti. Abdullah Hocamızın burada olması, bizi iyi tanıdığı ve neler yapabileceğimizi bildiği için ayrı bir güven veriyor. İnşallah en kısa zamanda A Millî Takım’da tekrar beraber çalışırız (gülüyor).

A Millî Takım teknik kadrosu ile Ümit Millî Takım Teknik Direktörü Tolunay Kafkas hem Hırvatistan ile oynadığınız maçları izledi hem de kampınızı ziyaret etti.

Tabii ki hocalarımızın izlemesi ve kampımızı ziyaret etmesi bizi ne kadar önemsediklerini, ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Hem saha içinde hem de saha dışında motivasyonumuzu, isteğimizi ve coşkumuzu arttırıyor.

U20 Millî Takım teknik kadrosunda Feyyaz Uçar ve Emre Aşık gibi büyük takımlar ve Millî Takımlarda uzun yıllar forma giymiş isimler var.

Evet, Millî Takım’daki hocalarımız çok kariyerli. Antrenmanlarda ve maçlarda bize büyük katkıları oluyor. Feyyaz Uçar hocamız çok iyi golcüydü, Emre Aşık hocamız üç büyük takımda da forma giymiş çok tecrübeli bir futbolcuydu. Kaleci antrenörümüz Altay Dağdelen hocamız da çok tecrübeli bir kaleciydi. Çok iyi bir çalışma ortamımız var, tüm antrenörlerimiz ve takım arkadaşlarımızla uyum içinde çalışıp Dünya Kupası’na en iyi şekilde hazırlanıyoruz.

U20 Millî Takımımızda uzun zamandır beraber oynayan oyuncular var. Bu durum Dünya Kupası öncesi takımı nasıl etkiliyor?

Milli Takımlarda takım ruhunu yakalamak çok önemli. Hepimiz farklı takımlardan geldiğimiz için öncelikle iyi bir takım olmalıyız. Bunu yakalamak zor olsa da bizim takımımızda birçok oyuncu birbirini iyi tanıyor. Farklı takımlardan da gelsek, yurtdışından gelen arkadaşlarımız da dâhil hepimiz birbirimizi iyi tanıyoruz ve takımda çok iyi bir arkadaşlık var. Her geçen gün daha da kenetlenerek çok daha iyi olacağımızı ve tüm zorlukların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum.

U20 Millî Takımı’ndaki 1993 doğumlu oyuncular U17 Avrupa Şampiyonası tecrübesi yaşadı ama sen de dâhil 1994 doğumlu oyuncular elit turda elenerek Avrupa Şampiyonası finallerine katılamadınız. Tecrübe Dünya Kupası’nda sizi nasıl etkiler?

Özel maçlar her zaman daha kolay oluyor. Almanya’daki elit tura gitmeden önce her maçımızı kazanıyorduk. Çok güçlü ülkeler dâhil birçok takımı yenmiştik. Ancak elit turun, resmi maçın havası çok farklı oluyor. Tecrübe tabii ki büyük bir avantaj, Dünya Kupası tecrübesi ise bambaşka. Takımımızda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası konusunda tecrübe eksikliği olsa da bunu arkadaşlık, takım ruhu ve oyunumuzla kapatacağımıza inanıyorum. Dünya Kupası’nın ülkemizde düzenlenmesi de bizim için büyük bir avantaj. Grup maçlarımızı çok ciddi bir taraftar desteği alacağımıza inandığım Trabzon ve Rize’de oynayacağız. Bütün bunları düşününce başarının da geleceğine inanıyorum.

U20 Dünya Kupası hem futbolseverlerin hem de scoutların tüm dünyada takip edeceği, FIFA’nın ikinci büyük organizasyonu. Gerçekten çok ilgi gören bir turnuva. Dünya Kupası’nda oynayacak olmak, ev sahibi takımda yer almak seni nasıl etkiliyor? Turnuva sonrası kariyerinin nasıl değişeceğini düşünüyorsun?

Ülkemizde düzenlenecek bu turnuvada herkes gibi ben de kadroda olmak ve oynamak istiyorum. Dünya Kupası’nda oynayacağın sadece bir 20 dakika ya da atacağın bir gol kariyerini çok fazla etkileyebilir. Açıkçası ben çok heyecanlıyım ve Dünya Kupası’nda kesinlikle olmak istiyorum. Belki de bu Dünya Kupası benim ve buradaki arkadaşlarımın, kardeşlerimin hayatının dönüm noktası olabilir. Hepimiz için çok önemli bir turnuva. İnşallah hepimiz için, takımımız için iyi geçer.

Kariyerinde 50’ye yakın millî maç yaptın, birçok farklı takıma karşı oynadın. Dikkatini çeken, “Bu oyuncu ileride çok iyi bir futbolcu olur” dediğin kimse oldu mu?

Almanya’daki elit turda Almanya’ya karşı oynamıştık. Samed Yeşil dikkatimi çekmişti. Gerçekten çok iyi bir futbolcu. Liverpool’a da transfer oldu, inşallah çok başarılı olur. Bir de Chelsea’ye transfer olan Brezilyalı Lucas Piazon var. Amerika’da Nike Friendlies Turnuvası’nda karşılıklı oynamıştık. O da çok iyi bir futbolcu. Hatta Brezilya U20 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanırsa yine karşılıklı oynayabiliriz.

ABD’de her sene düzenlenen Nike Friendlies Turnuvası’nda 2010 senesinde şampiyon olmuştunuz. ABD, Brezilya ve Güney Kore’ye karşı oynamak, genelde Avrupa takımlarıyla oynadığınız için farklı bir tecrübe olmuştu. Neler yaşadınız Amerika’da?

Takımdaki herkes Amerika’ya ilk defa gitmişti. Amerika’yı çok merak ediyorduk. Bizim için her açıdan çok farklı bir tecrübeydi. Kafile Başkanımız Sami babaya (Çölgeçen) Hidayet Türkoğlu’nun basket maçına gitmek için yalvarmıştık. O da sağ olsun bizi hiç kırmıyor. Takımı NBA maçına götürmüştü. Çok ayrı bir duyguydu. Tribünde Türk bayraklarıyla Hidayet Türkoğlu’na destek vermiştik. Onun için de ayrı bir motivasyon olmuştur. Amerika kampı çok güzeldi. Turnuvada da hem farklı takımlarla oynayarak tecrübe kazanmış hem de şampiyon olmuştuk.

Bu tecrübeler ışığında rakiplerinizle sizin, Türk futbolcusunun arasındaki en belirgin fark nedir?

Bizim en büyük sorunumuz oyun disiplini. 90 dakika boyunca aynı disiplinle oynayamıyoruz. Tüm Millî Takımlarımızda, her yaş grubunda çok yetenekli oyuncular var ama oyun disiplinine gelince bu durum hepsinde aynı. Türk futbolcusunun en büyük sorunu 90 dakika boyunca aynı oyun disiplininde oynayamaması diyebilirim. Bizi yenen takımlar genelde oyun disiplinindeki üstünlükleri ile kazanıyor.

U20 Dünya Kupası logo tanıtımı, maskot tanıtımı derken biletleri de satışa çıktı. Dünya Kupası yaklaştıkça bu etkinlikler artacak. U20 Dünya Kupası denildiğinde ne hissediyorsun?

Dünya Kupası’nın ülkemizde olması ayrı bir gurur. Bütün ülkemiz, ailemiz herkes izleyecek. Tanıtıma gittiğimizde çok heyecanlandım. Hemen 21 Haziran olsa da sahaya çıkıp oynasam diye düşündüm. İçimden bir anda çıkıp oynamak geldi. Ülkemizde oynanacak olması bizim için büyük avantaj. İnşallah ülkemizi en iyi şekilde temsil ederiz ve en iyi dereceyi alırız. Çok yetenekli oyuncularımız var. Takım olursak, taraftarımızın da desteğiyle çok iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

İkinci maçımız annenin memleketinde, Rize’de oynanacak. Senin özel taraftarların ve sana özel bir tribün olur diye düşünüyorum.

(Gülüyor) Evet, ailem ve Rize’deki akrabalar maça gelecek. İnşallah Trabzon ve Rize’deki futbolseverler bizi yalnız bırakmaz ve stadı doldurur. Fair Play içinde güzel maçlar olur ve gruptan çıkarız. Şu an bile çok heyecanlıyım. İnşallah o takımın içinde olurum. O havayı solumak bile yeter. Belki de finale kalacağız, neden olmasın. Millî Takımımızda çok yetenekli oyuncular var. Ben yatarken finale kaldığımızı, Türk Telekom Arena Stadı’nın dolduğunu düşünüyorum.

Seninle aynı mevkide oynayan, çok önemli bir kariyere sahip, çok tecrübeli bir oyuncu olan Webo’yu takım arkadaşı olarak nasıl anlatırsın?

Webo çok karakterli, çok çalışkan ve çok iyi bir insan. Cenk’le bana çok yardımcı oluyordu. Kendimizi geliştirmemiz ve daha çok çalışmamız gerektiğini söylerdi. Çok sevdiğim biri. Aynı mevkide oynamamız nedeniyle benimle ayrıca ilgilenirdi. Çok iyi bir forvet olduğumu ama her zaman çok çalışmam, takımın antrenmanları dışında da ekstra çalışmalar yapmam gerektiğini söylerdi. Bazen antrenmanlar dışında özel çalışmalar yaptığında beni de çağırırdı, beraber çalışırdık.

Daha fazla süre almak, daha fazla oynamak bir oyuncu için çok önemli. Darıca Gençlerbirliği’ne transferini, daha fazla oynamak adına sen mi istedin?

Millî Takımlara gelebilmek için sürekli oynamak çok önemli. 3. Lig ya da 2. Lig fark etmez. 3. Lig’de sürekli oynamamın bana çok faydası oldu. Sezon başında İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile Hollanda’da kampa gittim. Kamp çok iyi geçmemişti açıkçası. Kamp sonrası Bursaspor’dan Turgay Bahadır transfer edildi. Ben de menajerimle konuştum ve yeterince süre alamayacağımı düşünerek ayrılmak istediğimi söyledim. Daha sonra Carvalhal ile görüştük. Carvalhal bana istediğim kadar kalabileceğimi, beğendiği bir oyuncu olduğumu söyledi. Ancak çok şans bulamayacağımı, kendimi geliştirmem ve tecrübe kazanmam adına çok süre alamayacağımı da ekledi. Bana bazı örnekler verdi ve gittiğim takımda oynayacağımı, 20 gol atacağımı, kendimi gösterip tecrübe kazanacağımı söyledi. “Daha kuvvetli bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a geri dönüp banko oynayacaksın” dedi.

İlk yarı bitmeden 12 gol attın, Carvalhal’ın dediğinden daha fazla gol atacaksın gibi gözüküyor.

Evet (gülüyor)… Carvalhal’le görüştükten sonra ayrılmaya karar verdim. Tabii 7 senedir İstanbul Büyükşehir Belediyespor’da oynadığım için ayrılmak başta zor geldi, kötü oldum. Benim iyiliğim için olacağını düşündüğümüz için de ayrıldım. İyi ki böyle bir karar vermişim, iyi ki Carvalhal benimle böyle bir konuşma yapmış. Ne mutlu ki şu an Darıca Gençlerbirliği’ndeyim.

Darıca’da günlerin nasıl geçiyor?

Çok mutluyum, huzurluyum. İstanbul’a da yakın olduğu için ailem her maçıma geliyor. Maçtan sonra da iznimiz olduğu için genelde ailemle İstanbul’a dönüyorum.

İlk defa ailenden, İstanbul’dan ayrılman kişisel gelişimin için de iyi olmuştur. Hatta saha dışında olduğu gibi saha içinde de seni olgunlaştırmış, güçlendirmiştir.

Kesinlikle… Doğduğumdan beri ilk defa ailemden ayrıldım. Ailemden uzaklaşmak bir yandan da iyi oldu, onların değerini çok daha iyi anladım. Uzakta olsalar da hâla bana destek oluyorlar, her gün arıyorlar. Ailenden uzak kalmak bir yandan kötü, bir yandan iyi. Ailenin değerini anlıyorsun ve olgunlaşıyorsun. Uzak kalınca anneye babaya bağırmıyorsun (gülüyor).

Darıca’da tesiste mi kalıyorsun?

Evet, çok güzel bir tesisimiz var. 3. Lig standartlarının çok üstünde bir tesis. Hiç sıkıntı yaşamıyorum, çok mutluyum.

Hedefiniz ne bu sezon?

Hedefimiz tabii ki şampiyonluk. İnşallah 2. Lig’e çıkacağız. Darıca’yı da halkını da çok seviyorum. Bana ilk gittiğim günden beri her zaman çok destek çıkıyorlar. İnşallah onları hak ettiği 2. Lig’e çıkarırız. Stadımız da çok güzel ve tesise çok yakın. Maçlara yürüyerek gidiyoruz. Tek tarafında tribünü olan küçük ama güzel bir stadımız var. Taraftarımız da var. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediyespor’dan daha çok taraftarımız var (gülüyor).

Maç içinde tezahürat yapan etkili bir taraftar mı?

Tabii çok destek veriyorlar. 90 dakika boyunca hiç sustuklarını görmedim. Takıma ve oyunculara destek oluyorlar. Futbolcu olarak taraftardan destek almak ayrı bir motivasyon oluyor. Bu da daha iyi oynamamızı sağlıyor.

Bozbaykuşlar da farklı ve çok eğlenceli bir taraftar grubu.

Kesinlikle öyle, futbola ve gündeme çok farklı bir açıdan bakıyorlar. Çok eğlenceli ve keyifli yaklaşıyorlar. Geçen sene Galatasaray maçımızda, ellerine play station kolu almışlar ve maçı sanki play station oynuyormuş gibi oynamışlardı (gülüyor).


Kaynak :www.tff.org Resmi siteden Alintidir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*